Uçaklarda orta koltuğun boş bırakılması ile virüsle karşı karşıya kalma riski %50’ye varan oranda azalıyor. Laboratuarda oluşturulan bir modelde, uçak dışı iç mekanlarda olduğu gibi virüs saçan kişiye uzaklık virüsle karşı karşıya kalma açısından önemli bir kriterdir. Bu yüzden bir sırada 3 kişinin oturduğu koltuklarda orta koltuğun boş bırakılması virüsle karşı karşıya kalma riskini azaltmaktadır.
Genetik bir kalp probleminde, yeni gen tedavisi teknolojisi ile tedavinin mümkün olabileceği gösterildi.
Boş zamanda yapılan egzersiz kalp riskini azaltırken, yoğun fiziksel aktivite gerektiren profesyonel iş aktiviteleri kalp riskini arttırıyor. Buna fiziksel aktivite paradoksu deniyor.
Zayıflama cerrahisi olarak bilinen bariatrik cerrahisinin geçmiş kalp problemi olanlarda, kalp krizi gibi kalp problemlerini azalttığı görüldü.
Çinli yetkililerin ülkelerinde imal edilen ve dünyada kullanılan aşıların etkinliği hakkında nispeten kötümser açıklamaları sonrası bildirilen aşı hakkında ilk yazılı geniş araştırma sonuçları da diğer aşılara göre daha az etkin görünüyor.
Ülkemizde kullanılmadığı için, haberlerde duyup kısmen ilgilendiğimiz AstraZeneca/Oxford aşısı’nın pıhtı yapma riski üzerine, haftalar süren değerlendirmelerden sonra Avrupa İlaçlar Kurumu (European Medicines Agency (EMA)) değerlendirmelerini tamamladı ve pıhtı ve aşı arasında olası ilişki olduğunu duyurdu.
SARS-CoV-2 virüsü enfeksiyonu geçirenlerde tekrar enfeksiyona yakalanıp COVİD-19 geçirme oranı %84 daha azdır. İngiltere’den bildirilen çok yeni bir araştırmaya göre, tekrar hastalananlar düşük oranda da olsa hastalığa ilk enfeksiyondan yaklaşık 7 Ay sonrasında yakalanıyor. Yani, SARS-CoV-2 virüs enfeksiyonu tekrar hastalığa yakalanmaya karşı etkili bir bağışıklık yaratıyor.
Aralık ayında başlayarak, ülke çapında çok başarılı bir aşılama kampanyası gerçekleştiren İsrail’den gelen henüz yayınlanmamış bir araştırma, aşı olamayanların da, aşı kampanyası sayesinde korunduklarını gösteriyor.
COVİD geçirenlerde psikolojik sorunlar kadar, beyin sorunları da görülüyor. COVİD geçirenlerde uzun süreli akciğer etkileri dışında, depresyon, panik gibi psikolojik etkilerin de uzun süreli devam ettiği görülüyor. İngiliz Lancet dergisinden gelen yeni bir yayın, SARS-CoV-2 virüsü ile gelişen COVİD-19 hastalığının diğer bütün solunum yoluyla bulaşan virüslere kıyasla daha çok beyin hastalığı geliştirdiği saptandı.
Çin’den gelen bir araştırmada, SARS-CoV-2 virüsü bulaşmasında havalandırmanın etkisi üzerinde bir değerlendirme yapılmış. Kötü iç mekan havalandırması ve hava dağılımının enfeksiyon yayılmasına etkisi üzerinde çok demonstratif bir model ortaya konmuş. Bu modeli anlamak için şu videoya bakmak yeterli olacaktır.
COVİD-19 sebebiyle hastaneye yatanlarda taburcu olduktan sonra problem yaşama oranı yüksektir. Farklı organlarda problemler normal insanlara göre çok daha sık görülmektedir.
Kalp krizi geçirenlerde, kriz geçirirken acil anjio yapılıp, stent yerleştirilmesi hastalara uzun dönemde çok daha faydalı oluyor.
Uyku ve kalp sağlığına etkisi açısından yapılan bir çok çalışma, kısa uyku ve uyku kalitesinde düşüklüğün kalp ve damar hastalığı, ölümcül kalp sorunlarını tetiklediğini gösterdi. Yakın zamanda yapılan bir araştırma uyku sürecinin günden güne farklılığının, süre ve zamanlama değişikliğinin kalp damar hastalığına etkisini gösterdi.
Kanada’da yapılan bir araştırma kalp krizi geçirenlerin normale hayatlarına döndüklerinde uzun saatler çalışmalarının, kalp krizi riskini arttırdığını gösterdi.
COVİD aşılarında kullanılan gelecek vadeden en önemli teknoloji, Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının kullandığı mRNA teknolojisidir. Bu teknolojinin nasıl geliştiği ve gelecekte bizlere daha başka neler sunabileceği Atlantic dergisinin yayınladığı çok güzel ve detaylı bir yazıyla anlatılmış.
Önemli bir tıp dergisinin bildirdiğine göre, aşı olan insanların COVİD-19 olma şansı pratik olarak sıfıra yaklaşıyor.
Soru Sor formunu doldurarak sorununuzu sorun, biz yanıtlayalım…
Muayene olmak istiyorsanız, Muayene Formunu doldurarak bize ulaşabilirsiniz.