COVİD Geçirenlerin Büyük Kısmında Hiç Şikayet Olmuyor

COVID-19 hastalığı yapan SARS-CoV-2 virüsü enfeksiyonu hiçbir şikayet yaratmadan da geçebiliyor. Farklı araştırmaları bir araya getirip yorumlayan bir çalışmaya göre bu virüse bağlı enfeksiyonların en az 1/3’ünde hiçbir şikayet olmuyor.

Ocak 24.2021

COVID-19 hastalığı yapan SARS-CoV-2 virüsü enfeksiyonu hiçbir şikayet yaratmadan da geçebiliyor. Farklı araştırmaları bir araya getirip yorumlayan bir çalışmaya göre  bu virüse bağlı enfeksiyonların en az 1/3’ünde hiçbir şikayet olmuyor.

Bu derleme araştırmada 17 Kasım 2020 tarihine kadar yayınlanan aralarında İngiltere’den gelen 365.104 ve İspanya’dan gelen 61.075 hastayı da içeren gayet iyi araştırmalar da olan 61 çalışma değerlendirilmiş. 43 araştırmada teşhis için burundan alınan örnekte PCR testi pozitifliği, kalan 18’inde ise antikor testi kullanılmış. Takiplere devam eden 14 araştırmada hiçbir şikayeti olmayan hastaların ¾’ünde zamanla da hiçbir şikayet gelişmemiş.

Bazı başka çocuk felci veya çeşitli gripal enfeksiyonlarda da görülen hiçbir şikayet olmadan hastalığı geçirme durumu sonuçta bu virüste de bir hayli fazladır. Ancak araştırma yazarlarının da bahsettiği gibi, özellikle boğazdan alınan sürüntü ile yapılan PCR testilerinde görülen, tamamen şikayetsiz, tıbbi terim ile asemptomatik hasta ile, ¼ oranında sonradan şikayet gelişen tıbbi terim ile presemptomatik hastaları ayırmamız gereklidir.

Dr. Genco Yücel ne diyor?

Bu hafta içinde sohbet ettiğim bir hastam, bu COVİD meselesini bir türlü anlamadığını, bazı insanların hiçbir şikayeti olmazken bazı insanların zatürreden veya kalp krizinden ölmelerine anlam veremediğini söyledi. Dışardan bakan bir insanın kafasının karışıp böyle yorum yapması şaşırtıcı değildir.

Burada bence iki sorun var. Öncelikle son bir sene içinde süratle öğrenmek zorunda kaldığımız ve hala öğrenmekte olduğumuz SARS-CoV-2 virüsü ve onun sebep olduğu COVİD-19 hastalığı teşhisi koyarken kullandığımız testlerin bazı zaafları vardır. PCR testi ile burundan çubuk sokup boğazdan alınan örnekte virüs DNA’sına dair iz bakılıyor. Yani virüs o bölgeden geçmiş mi ona bakıyoruz. Farklı laboratuarlarda virüs DNA’sı bulunduğunda miktar ne olursa olsun, hepsine pozitif deniyor. Birisi zayıf pozitif iken, öbürü kuvvetli pozitif olabiliyor. Basit ama abartılı bir örnekle, ayak parmağı incinen bir kişi ile, kafası boynu beli kırılan yatalak kalan diğer bir kişiyi aynı kategoriye koyup ikisine de sakatlandılar demeye benzetebiliriz. Biz PCR testinden sonra ikisi de aynı kefeye konuyor. Antikor tayininde ise, şimdilerde daha iyi olmakla beraber, pandemi ilk zamanlarında teşhis kitlerinin zayıflığı sebebiyle güvenilmez değerlere sıkça rastlanıyordu. Geçirilmiş veya aktif geçirilmekte olan enfeksiyonu ayırmak imkansız olabiliyordu.

Hastamın kafasını karıştıran durumda ikinci sorun ise, bu hastalığa yakalandıktan sonraki ilk hafta çoğunlukla nispeten rahat geçiyor. En çok ateş, baş ağrısı, öksürük, tat veya koku duyusu kaybı gibi şikayetler oluyor. Ancak ikinci haftada hastalık, halk tabiri ile, akciğere iniyor. Zatürre gelişiyor. Burada zatürrenin gelişmesinin altında virüsün hasarından çok vücudun orantısız bağışıklık cevabı olduğu düşünülüyor. Bu ikinci evrede, ikinci haftada, artık virüs değil vücudun yanıtı, hasarı ve sorunu arttırıyor. Hastalarda oksijen ihtiyacı artıyor. Yoğun bakım tedavileri gündeme geliyor. Yine vücudun abartılı bağışıklık cevabı ile orantılı, yaygın pıhtılaşmaya bağlı olarak kalp krizi felç gibi sorunlar ortaya çıkıyor ve bu durum ilaçlara cevap vermezse hastalar kaybediliyor. İlk haftada daha çok virüsün yarattığı enfeksiyon şikayetleri gelişirken, ikinci haftadan itibaren konu virüsten çok hastanın reaksiyonu ile şekilleniyor.

Teşhis ve hastalık seyrinden kaynaklanan hastamın kafasını karıştıran iki konuyu böyle izah edebilirim.

SARS-CoV-2 enfeksiyonunun seyrine göre COVİD-19 hastalarını 4 gruba ayırmak mümkün: 1-Asemptomatik hastalar, 2-şimdi asemptomatik olup sonra şikayet ortaya çıkacak presemptomatik hastalar, 3-hastalığı hafif geçirenler ve 4-hastalığı şiddetli, kötü geçirenler, ciddi akciğer sorunu yaşayan, kalp krizi felç gibi durumlarla karşılaşanlar.

Sonuçta bu araştırmanın söylediği, enfeksiyona yakalananların en az 1/3’ünde hiçbir şikayet gelişmiyor. Ancak bu hastalar şikayetleri olmasa da virüsü aynı oranda bulaştırırlar. Bunu unutmamalıyız.

 



SORU SORUN

Soru Sor

Soru Sor formunu doldurarak sorununuzu sorun, biz yanıtlayalım…

GÖNDER

Muayene

Muayene olmak istiyorsanız,
Muayene Formunu doldurarak bize ulaşabilirsiniz.

GÖNDER